İnsan neden düşer? "Uyanıksın" da ondan

Zeynel Abidin Öztürk -
4 ay önce

4 ay önce güncellendi.

Burada haksızlığın içine derinlemesine batmış olanlardan çoğunlukla bahsetmiyorum, onlar helak olmaya doğru gidiyorlar - gören görür, bunlar bu yazının konusu değil. Burada genel olarak "iyi" olan ancak bunu tehlikeye atan ve kendisini küçülten insanoğlundan bahsediyorum.

Belirteceğim kavramları açamadığım düşünülmesin, sadece yazının uzun olmasını istemiyorum.

Şu biteceği güne doğru giden dünyada erkeğin de, kadının da en çok yanıldığı nokta, kendisini uyanık sanmak, kendince yaptığı "büyük", bence epey küçük hesapların kendisine fayda getireceğine inanmaktır. Kendisini bir başkasından bir miktar üstte görmektir. İnsan hep bu yüzden zora düşer. Böyle insan mutlaka zora düşecektir.

Bu durum "samimiyetin zarara uğraması" olarak da açıklanabilir, her konuda kalbiyle hareket eden insanda buna rastlanmaz. 

"Hayatın daha uyanık olması" ne demektir?

Burada bir benzetme söz konusu, yani insan, hiçbir zaman hayata karşı daha "uyanık", ona karşı kurnaz olamaz. Sadece kendi benlik duygusu ona bunu birden böyle gösteriverir. Mesela kişi, yapacağı hareketle önümüzdeki 10-15 sene içinde büyük bir rahatlığa kavuşacağını düşünür ama bunun içindeki bir samimiyetsizliği veya haksızlığı kendinden gizler. Mesela adam, "ben bu parayla her şeyi yaparım, herkes emrime girer, az maaşla yaşatırım, bana hiçbir zorluk gelmez" der; kadın "ben bu adamı ayartır, onu kendime çeker, zengin hayat yaşarım" der. 

Siz olayların sonunu bazen görmezsiniz, dersiniz ki "ama şöyle yaptı böyle oldu, bak hepimizi geçti". Siz bu hayatın son 10 senenizi size eziyet haline getirmeyeceğini nereden biliyorsunuz? Tekrar vücut bulup, ortalamanın gerisinde bir halde olmayacağınızı, bu dünyadaki rahatlığınızın onda birini bulacağınızı nereden biliyorsunuz?

Herkes elbette değil ama önemli bir çoğunluk, bugün ve yakın gelecekte doğru gibi ama genelde yanlış ve haksızlık olacak bir konuda hemen "doğru gibi" olanı seçer. Bu safça bir bilgisizlikten de olabilir ancak bazıları ne üzücü ki bununla hoş görünebilecektir, gerçekten haklı olanın kafasına vurabilecektir.

Elbette insan kendine bir miktar güvenmelidir, ancak kendine fazla güvenmek cahilliktendir. Kendine güvenenler bazen başkalarını etkilerler, karşı cinsi de etkilerler. Peki ya fazla güvenden dolayı duvara çarpmayacağınızı size kim söylüyor?

Hayat, daha uyanık olduğu kadar "eşitleyicidir” de. Eşitlediği zaman çıt edemezsiniz bazen, her şeyiniz elden gidiverir, öyle bakakalırsınız. Bazen her şeyiniz dururken bir şeyiniz gider, geri kalanlar hiçbir işe yaramaz, adeta sizinle dalga geçer gibidir. Bazen 45, bazen 75 yaşında oluverir, herkes sizin hayatınıza kıskançlık ile bakarken sonunuzdan haberi bile olmaz. Bu iş, kadına, erkeğe bakmaz.

Bazen tartışmalı gibi görünen bir söz, aslında gerçeğin ta kendisidir. Tıpkı küçük bir çalının ağaca dönüşmesi gibi, apaçık gerçek oluverir...

Gerçekten uyanık ve akıllı olan; kimsenin hakkına geçmeyen, kendi kendini kandırmayan, değerlerini bırakıp şahıslara ve nesnelere tapmayan, hal ve hareketleri samimi olandır. Böyle olan gerçek kayba uğramaz, uğradığı kaybı fazlasıyla geri alır.

Bu yazıyı faydalı buldunuz mu?
0 0
Bu sayfayı paylaşın:

E-posta listemize kaydolun!

Eposta adresiniz gizli tutulur. Spam göndermiyoruz.