Büyük yanılgı: "Kadının beyanı esastır"

Zeynel Abidin Öztürk -
57 gün önce

27 gün önce güncellendi.

Suyun aktığı yönde konuşmamak gibi olacak ama işin doğrusu şudur: Kadının beyanı esas değildir. Cinsiyetçiliği ortadan kaldırmaktan bahseden bir şeyin bizzat kendisinin cinsiyetçi kurallar getirmesi, kendisiyle çeliştiğinin sağlam bir delilidir. Kendisiyle çelişen şey ise ortaya ancak fitneye yol açan şeyler çıkarır.

Cinsiyetçiliğin karşılığının cinsiyetçilik olamayacağını, bunu bu şekilde düzeltmenin mümkün olmayacağını daha önce yazmıştım. "Kadının beyanı esastır" demek, kadını ahlaken veya herhangi bir açıdan üstün görmek anlamına gelir; halbuki  bir üstünlük ne erkek, ne de kadın için söz konusudur. Üstünlük cinsiyet değil, kişi temelinde olur - ancak "modern" olduğu düşünülen diyarlar, bunu çözememişlerdir ve muhemelen hiçbir zaman çözemeyeceklerdir. Elbette çözemedikleri tek şey bu değildir, bu sadece bir tanesidir. Batının her şeyi alınmaz, onlar da cahildir.

Bu durumu bir örnekle açıklamaya bence gerek yok. Ancak başıma gelen bir durumda bir kızın "bu bana aşık" diye sağa sola anlattığı bir durumu seneler önce yaşadım. Bunu kendi içindeki sorunlar nedeniyle yaptı ve bununla etrafını inandırdı çünkü onu dinleyenlere göre "çekici" idi.  Bir başkası, inandıracağını düşündüğü durumda daha da fazlasını yapabilir. İşte bu yüzden cinsiyet tabanlı bir beyan esası söz konusu olamaz. Böyle olursa birinin canı mutlaka yanar.

Kötülük veya iyilik konusunda cinsiyete suç atmak cahilliktir. Her yıl milyonlarca bebek aldırılıyor (kaynak) - bunların bir kısmı sadece kadının kararıyla öldürülüyor. İstediğiniz tarafından bakın, her türlü, erkeklerin işlediği cinayetleri çok ama çok geçiyor. Bunun cinayet olup olmadığı kişiden kişiye değişebilir ama bir öldürme olduğu kesin. Şimdi kadın cinsiyeti bundan dolayı suçlu mu; elbette hayır; kim yapıyorsa ve destek oluyorsa sorumlusu odur.

"Çileden çıktığında" hem kadın, hem erkek iftira atabilir, yalan söyleyebilir. Erkek kadar kadın da taciz edebilir, birinin bugün görünürde daha fazla ediyor olması karşısının beyanının "esas" olması gerektiği anlamına gelmez.

Sağdan mı itsek, soldan mı desteklesek? Eh, temeli düz yapmazsan daha çok düşünürsün.

Bizi yükselteceğini düşündüğümüz şeylerin arasında öyle şeyler var ki, aslında bize hiç uymuyor. "Biz çok sevgi doluyuz" diye sadece nefsimizin hoşuna gittiğini yapmadığımızdan emin miyiz? "Yetmez ama evet" denen şey de böyle değil miydi? 

Dediklerime hak vermiyor olabilirsiniz, ancak bu, bugünkü trendlere bağlı bir göz kamaşmasıdır. Ses getiren bir olayın patlaması veya Allah korusun bizzat yakınızda zarar verici bir olayın gelişmesi, her şeyi değiştirir; hemen "haklıymışsın kardeş" diyiverirsiniz.

"Şeker gibi katil" (bana dedirtemezsiniz)

Katil olduğu tescillenen, adını anmak istemediğim bir şahsiyet hakkında halen pek övgülü sözler söylenmesi, bir kesimin değerlendirme yetisinin gerçekten ortadan kalktığını gösteriyor. Bir katilin kaç puanlık katil olduğunu değerlendirmeye kalkan bir kesim, ona puan vererek kutluyor. Halbuki iki kişi, iki sevgili arasına girilmez - o kişinin hikayesini korkmadan biraz okuyan da katilin diğer katillerden bir eksiğinin olmadığını görecektir. Birini birinden korumak için kavgaya tutuşup bıçaklamak nasıl savunulur? Bahsedilen kişi, geçerli bir sebep olmadan insan öldürmüştür... Diyelim ki sokakta ben karıma el kaldırdım ve onu bir tokatla yere indirdim; ve bu herif gelip bıçağıyla beni öldürdü. Ya orada karım bana kendisine vurmamı istediyse, kim anlar ki iki aşık arasında olup biteni? Ahmak olmamak gerek.

Powered by Froala Editor

Bu sayfayı paylaşın:

E-posta listemize kaydolun!

Eposta adresiniz gizli tutulur. Spam göndermiyoruz.


Bilgi